16 Mart 2012 Cuma

Bu haftanın Yapılacaklar Listesi

İşte bu haftanın yapılacakları:



Pazartesi:
Planlanan: Geçtiğimiz hafta yapmış olduğumuz sirke+kabartma tozu deneyini gıda boyası da ekleyerek daha renkli hale getirmek.


Gerçekleşen: Beray yemek yerken üstünü başını batırınca banyoya koşar ve küvette oyuncaklarıyla oynar. Sonra da bornozuyla babasının yanına kurulup Yeteneksizsiniz izler. Annenin giydirmek için bile olsa yaklaşmalarını geri püskürtür."Git be kadın tutturdun aktivite aktivite diye, şurda ayağımızı uzatıp bi köpeğin dans etmesini izleyemeyecek miyiz" diyerekten anneyi mutfağa gönderir. Anne mutfakta yemek falan pişirir gece öylece geçer. Annenin TV izletmeme manyaklığı 1 günlüğüne cortlar.


Salı:
Planlanan: Fosforlu nesneler+uv ışık


Gerçekleşen: Beray uv ışıkla (black light) tanışır. Fosforlu sıvı aşamasına geçmeden karanlık ortamda fosforlu kalemle tahtaya, kağıda, ele, kıyafete çizimler yapılır. Işıl ışıl parlaması Beray'ın hoşuna gider. Parlıyo, parlıyo diye diye çizim yapar. Normal kalemlerle de çizer parlamadığını görür. (Aktivite detaylarını geniş geniş yazacağım)


Çarşamba:
Planlanan: Süt renklendirme 


Gerçekleşen: Banyo sonrası bornoz keyfi, babanın yanına kurulmaca, kitap okumaca...Süt renklendiremedik dolayısıyla yine beni geri püskürttü çünkü :) Zaten evdeki gıda boyalarını da bulamadım. Gıda boyası alınacak. Alll!!!


Perşembe:
Planlanan: Elephant Toothpaste


Gerçekleşen: Hidrojen peroksit+maya+deterjan ile kocaman bir diş macunu oluşturduk Beray malzemeleri dökerken keyif aldı. Deney yapıyoruz diye malzemeleri getirdiğimde sevinçle deney yapıyozzz diye koşarark geldi. Malzemeler etkileşime girip kabarmaya başlayınca korktu kucağa gelcem dedi, sarıldı bize. Hadi bunu götürelim dedi :) Korktu dolayısıyla ben de kaldırdım. Başında eğlendi en azından ;) Bazı şeyler için henüz küçük...




Cuma:
Planlanan: Dinozor Yumurtaları


Gerçekleşen: Geçekleşemeyecek çünkü benim bu yumurtaları 3 gün önceden hazırlamam gerekiyordu. Hazırlayamadım. Bugün süt renklendirme yapabiliriz belki.


Not: Yapmış olduğumuz etkinlikleri en kısa zamanda fotoğraflarıyla birlikte yayınlayacağım. Geçen hafta bir çoğunu yapamadığımız için bu hafta da aynı şeyler yerlerini aldı kolajımızda. Bu hafta biraz daha iyiyiz galiba :)





14 Mart 2012 Çarşamba

Bu da bu kışın son karı olsun...


    Bu da bizim sokaktan kar manzaraları. Nasıl ama bir kayak merkezi kursak olacakmış değil mi? 

Not: Durun hemen panik yapmayaın fotoğraflar Şubat ayının son günlerine ait...

13 Mart 2012 Salı

Elmadağ Kayak Merkezi


Kaç zamandır aklımızda Elmadağ. Çok kısa sürede ulaşılabilecek bir kayak merkezi var Ankara'da. Biz bir türlü gidememiştik. Kışın oldukça çetin geçmesinin de etkisi oldu bunda. Bu hafta sonu havalar yumuşayınca soluğu Elmadağ'da aldık. Ulaşım kolay. Turan Güneş'ten devam edip Elmadağ levhasından sağa dönüp düz devam ediyorsunuz. Kısa sürede kayak merkezindesiniz. Öyle ahım şahım tesis yok. Aslında otel ve birkaç bina var ama içinde ne olup bitiyor bilmiyorum çünkü girmedik biz. Sucuk ekmek, köfte gibi yiyecekler bulma şansınız var. Arabadan iner inmez çocuklar çevirdi etrafımızı kızak kiralamak için. Beray'ı kaydırırız umuduyla kiraladık bir tane. Gidene kadar kullanıyorsun 5 lira. Kayak malzemeleri de kiralayabiliyorsunuz. Öğle saatinde oradaydık henüz çok kalabalık değildi. Etrafta dolanan atlar var bir de. Atlarla gezdiriyorlar çocukları. Bu kadar yakın bir yerde kayak yapabilmek bence güzel birşey. Tesisleri de geliştirseler tam süper olacak.


Bu Beray bir alem. Kalabalıktan hoşlanmıyor. Alabildiğine temkinli. Babası kılıklı. Ben bekliyorum ki kar var kendini yerden yere atacak. kızağa oturacak biz onu çekicez zevkten kırılacak falan. Ama nerdeee. Kucaktan indirebildiğimize şükür. Karlara basalım kırt kırt yapsın diye zor indirdik kucaktan. Kalabalık olması, bir de uyku saatinin gelmiş olması etkili oldu tabi. Kucağımda birlikte oturduk kızağa, baba bizi kaydırdı. Çok eğlendi o esnada ama kendisi tek oturmadı korkak tavuk. Zaten bebekliğinden beri böyle ne koltuktan atladı ne sehpadan düştü daha 9 aylıkken yürüyemezken süper bir iniş yöntemi geliştirmişti çıktığı yüksek yerlerden sağ salim inerdi aşağıya. Yerde birşey varsa asla üstüne basmaz çok dikkatli.Diyorum ya babası kılıklı :)





O etrafa bakıp, insanların kaymalarına sevinip, heyecanlanırken biz kendimiz kayıp eğlendik. Kayak kısmına çok geçesim vardı ama Beray'ın biraz daha büyümesini beklemem gerekecek. En çok da sevdiğim eğlenip, yoruldu :) Güzel bir gün geçirdik velhasıl. Dönerken ben de Beray da sızdık arabada. Temiz hava çarptı herhalde :) Eve geldiğimizde karda çakılıp kalan kuzu canavara dönüştü o yatak senin bu yatak benim zıp zıp zıpladı. Yahu biz seni enerjini harca diye dışarı çıkarıyoruz sen dışarda süt dökmüş kedi oluyorsun. Hey allahım yaaa :))

12 Mart 2012 Pazartesi

Haftaya başlarken...


 Pazar sabahı simit almaya gider babayla Beray. Simidini yiye yiye, kuşlara baka baka gelirler baba-kız. Eve gelince: 
-anne biz birsürü kuş gördük. 
-Kuşlar napıyolardı annecim?
-Mama yiyolardı, üç, döbeş kuş vardı.
Pazar sabahının bu güzel anısı aklında, küçük kalbinde güzel yer etmiş olacakki akşama kadar durup durup biz simit almaya gittik, biz kuş gördük diye anlatır durdu hatta Pazartesi sabahı keyifle uyanır. Anne ve babayı hazırlanırken görünce attaa didiyooz diye sevinip sorunsuz hazırlanır. İlla baba giydirecek yine şapkayı, atkıyı, montu. Hatta anneye güle güle anne bile denir anneye garibim sandı ki simit almaya gidiyorlar. Sonra yolda yine baba inince görüşürüz babaa diye uğurlanır baba. Okula erken gelmişizdir yine. Anne bahçede vakit geçirecekleri için mutludur ama kuzu bu sefer kucaktan inmez. Bahçede hava alırlar biraz sonra öğretmenleri gelir Beray anneye sıkı sarılır, taa ki Ayaz ufukta gözükene kadar. Ayazcııık diye sevinerek oturur koltuğa, birlikte ayakkabılarını değiştirirlerken annenin gittiğini farketmez bile...Teşekkürler Ayaz iyiki varsın :))


Ön tarafta öğretmeni birşeyler yaparken arkada fısırdaşan şu tiplere bakar mısınız?

Anne de haftalık menüsünü, yapılacaklar listesini hazırladı. Bomba gibi bir haftaya başlıyoruz kuzuyla...Hadi bakalım gazamız mubarek olsun ;)

9 Mart 2012 Cuma

Güne başlarken..

Bu sabah güzel bir güne uyandım. Aslında her gün güzel bir gün ama biz olumsuz düşüncelerle günümüzü karartıyoruz. Ama bu sabah öyle olmadı. Küçük şeyler beni mutlu etmeye yetti ve güne güzel başlamamı sağladı :) En büyük etki havanın :) Hava 1 derece civarında ama bahar gelmiş gibi hissediyorum. -15lerden sonra öyle yumuşak geliyor :) 
Sabah herkesten önce biz okulda oluyoruz. Benim mesaiye yetişmem ve de Beray'ı evden daha rahat çıkarabilmem için babayla çıkmamız gerekiyor. İlla baba giydirecek montu, şapkayı, ayakkabıyı...Sonra babayı servise binmesi için sokağın sonunda indiriyoruz. Beray görüşürüz babaa diye yolluyor babasını. Oradan okula. Yazık öğretmenleri de daha kendilerine gelemeden Beray'ı görüyorlar karşılarında :) Güvenlik görevlisi bizden önce geliyor neyseki yoksa bir anahtar da bize verseler iyi olacak :)
Bu sabah da herkesten önce gittik okula, hava yumuşacık (1 derece :)) gelince girmedik içeriye. Karlara basmaca oynadık, erimiş yerlere baktık. Beray bak ördeğin yumurtası dedi neye dediyse :) O kısacık an belki 10 dakika ama havayı içimize çekmek, kızımla birşeyler paylaşmak günümü kurtardı. Doğanın sakinleştirici etkisi bu olsa gerek Beray da öğretmenini bahçe kapısında görür görmez hemen gitti yanına.
Ben Beray'ı bıraktıktan sonra  işe otobüsle geliyorum. Otobüsle gelmeyi seviyorum. İlk duraktan bindiğim için :) Bir cam kenarına kurulup etrafı izleyerek gelmek,düşüncelere dalmak hoşuma gidiyor. Kitap da okuyabilmek için zamanım oluyor bu sayede. Bu sıralar kitap okumaktan çok dışarıyı izlemek daha çok hoşuma gidiyor. Mevsim değişikliklerini yol boyunca ağaçlarda gözlemek, koşuşturan insanlar, arabalar...İşte bu gözlemler esnasında yine günüme güzellik katan bir manzarayla karşılaştım. 
Bir ticari taksi arkasında "Bebek Var" yazısı yapıştırılmış. Taksilerde ilk kez karşılaştım böyle birşeye. Şaşırdım. Sonra gözüm arka koltukla camın arasında kalan bölmeye kaydı. Temiz beyaz havlular serilmiş. Havluların üzerinde ortada bir sepet, içinde şekerler. Sepetin iki yanına ıslak mendiller serpilmiş. Arka koltuğun bir kenarında yapma bir çiçek ortamı güzelleştirmek adına. Ön koltuğun arkasına bir ayna asılmış, aceleyle biryere yetişmeye çalışan insanlar kendilerine çeki düzen verebilsin diye. Sonra günlük gazete...Her ayrıntıyı düşünmüş şoför bey :) Daha ne hizmetler var takside bilemiyorum ama beni gülümsetmeye yetti bu durum. İş ahlakı dedikleri bu olsa gerek. Bu taksicinin özeni aklımdan çıkmasın ben de zor zamanlarımda bile işimde böyle özenli olayım inşallah...
Haftanın son günü hepiniz için güzel geçsin, harika bir haftasonu geçirin inşallah...

8 Mart 2012 Perşembe

Yapılacaklar Listesi

Beray'ın ilgisini çekeceğini umduğum aktiviteleri defterime yazıyorum. Aktiviteler biriktikçe birikiyor ama biz yapmaya çok zaman bulamıyoruz. Genelde akşamları üşenip kendi haline bırakıyorum bıdığı. Kendi halinde de oynaması güzel ama bazen tvye dadanıyor. Bunu engellemek için hafta başında bir program yapmaya başladım. Motivasyonumu sağlamak ve ne aşamada olduğumu görmek için de burada paylaşacağım. Bu haftanın yapılacakları bunlar:


Pazartesi: 
Planlanan: sirke+ kabartma tozu deneyi
Gerçekleşen: Yemekten sonra mutfakta ben ertesi günün pırasa çorbasını yaparken bana yardım etti, pırasaları tencereye koydu sonrasında kalan minik pırasalarla oynadı. Sonra deneyi yaptık. Beray'a seninle bir deney yapalım mı? diye sordum Tamam dedi ne anladı bilmiyorum :) Tepsiye sürahi, bardak, sirke şişesi, kabartma tozunu koydum. Bardağa biraz kabartma tozu koyup Beray'dan üzerine sirke dökmesini istedim. Henüz sürahiden boşaltma işleminde başarılı değil. Olduğu gibi boca ediyor. Biraz daha su dökme çalışması yapmamız gerekiyor. Birlikte üzerine sirke döktüğümüzde ortaya çıkan görüntü hoşuna gitti. Çok uzun süreler olmasa da biraz döküp boşaltma yaptı. O anda fotoğraflayamadım. Bu arada kokladı, köpüklere dokundu. Sonrasında hadi kaldıralım dedi. Birlikte tepsiği mutfağa götürdük. Şu sıralar Beray'ın favori aktivitesi bu beraber götürmek. Yıkamak ister misin? diye sordum lavaboda yıkamasına izin verdim. Üzerini ıslata ıslata suyla oynadı. İçine gıda boyası da koyarak daha görsel bir şekilde tekrar yapmak istiyorum.

Salı: 
Planlanan: Renk değiştiren Süt aktivitesi 
Gerçekleşen: banyoda küveti doldurup oynadığı için buna vakit kalmadı. Sonrasında oyun hamuruyla oynadı.

Çarşamba: 
Planlanan: Çeşitli kaplara su, soda, köpük, yağ, bulaşık deterjanı gibi sıvılar koyarak birbiriyle karıştırdığında neler olacağını göreceği bir ortam hazırlamak
Gerçekleşen: Arabadan indikten sonra hemen apartmana girmek yerine garajdan ön kapıya kadar kar üzerinde yürüdük. Karlara ayağımızı soktuk. Çok eğlendik. Havalar yumuşadığı için her akşam yapmayı planlıyorum. Evimizin önü hala kar dolu :) 
Eve gelince kaka yapmak üzere kendisini odaya kapattı bir süre hamurlarıyla, oyuncaklarıyla oynadı. İşi bittiğinde odasında kitaplarına daldı. 
Geçmeli puzzlelarıyla oynamasını teşvik ettim. 2lileri başarılı şekilde birleştiriyor ama sıra 3lülere gelince hemen anne sen yap diyip yan çiziyor. Hiç uğraşmıyor bile. 

Perşembe : 
Planlanan:Elephant toothpaste
Gerçekleşen: dışarıda yemek yiyeceğimizden bu da yalan oldu :)

Cuma: 
Planlanan: parlayan sıvı hazırlayıp ultraviyole ışık ile ortam oluşturmak.
Malzemeleri temin ettim. Bakalım yarın ola hayrola yapabilecek miyiz? 

Sonuç olarak çok da amaçlarıma ulaşamamışım ama en azından hiç tv açılmadı. "Shaun the Sheep" de izlemedi. ilk gün koyun açar mısın diye en sevimli haliyle babasına ve bana geldi ama deney, mutfak derken atlattık :)  
Kolajda yer alan "the wheels on the bus" şarkısını akşamları hareketletiyle birlikte söylüyorum. Birlikte dans ediyoruz. 

7 Mart 2012 Çarşamba

Çocuklara sebze yedirmenin yolları: Pırasa

Geçen haftalardaki ıspanak denemelerimden sonra noldu bilin? Geçen hafta annem geldi ya her zamanki gibi Egem'in zenginliklerini yani yemyeşil otları toplamış gelmiş...Aaah Ankara'da da bulsak bu otlardan keşke...Bir dolu ısırgan börek ve gözleme yapmak için, bir de ismini hatırlayamadığı bir ot. O otlardan bir güzel salata yaptı. Masamızı hazırlayıp oturduk. Beray kalabalık sofraları çok seviyor birçoğumuz gibi...Baktı herkes salataya saldırıyor o da başladı salata yemeye :) Otların birazını yedi birazını geri çıkardı ama bu bana yetti. Resmen mestoldum :) Sonra annem ıspanak koyalım önüne yer dedi yok o yemez diyorum ben artık nasıl önyargıysa...Asla yemez diye düşünmemek lazım o an anladım çünkü Beray ıspanağı çatalına ala ala yemeye başladı. Gözlerimi alamadım. Cidden yedi yani :))
Öyle tek derdim yemesi hele de çok yemesi değil tabiki. Sebze yemeye alışsın istiyorum, doydum dediğinde ısrarım yok şu son kaşığı da al derdim çok yok ama sağlıklı beslenmeye alışsın...
Sonraki günler hiçbirşey yediremedik gerçi hastaydı, dün başladı biraz yemeye...Dünkü menümüzde de pırasa çorbası vardı. Eşim severek yedi. Beray içinse doya doya yedi diyemeyeceğim, iştahının tam açılmamış olmasındandır belki. Yarım kase ancak yedi ama daha iyi zamanlarında pırasayı da bu şekilde yedirebilirim kanısı uyandırdı bende. Pırasa çorbasının tarifi buradan. Artık yazmıyor blog sahibesi ama keşke yazsa ben tariflerini tek tek denemeye karar verdim.  Tarife gelince:


Pırasa Çorbası 
Malzemeler:
- küçük küçük doğranmış 2-3 pırasa
- küp halinde doğranmış patates
-1 diş sarımsak
-1 ltye yakın sıcak su
-1 yemek kaşığı tereyağı
- nane
- kurutulumuş dereotu
- kişniş
- salça
-yarım limonun suyu


Yapılışı:
Tereyağında pırasa, sarımsak ve patatesleri kavurduktan sonra üzerine sıcak su eklenip kaynamaya bırakılır. Blenderdan geçirilir, kaynadıktan sonra limon suyu eklenir. Dinlenmeye bırakılır. Ben servis etmeden önce terayğında biraz salça kavurup, nane, kişniş, dereotu, fesleğen gibi baharatlarla sos hazırlayıp daha sonra bunu çorbaya karıştırdım. Lezzetli oldu.
Afiyet olsun :)